Küçük Bir Yolculuk (Deniz Öztürk)
Küçük Bir Yolculuk
Geliyoruz Anadolu'muza. Kültür köprüsünden geçiyoruz. İşte Anadolu Yakası. Görüşürüz Batı kültürünün heykelleri, merhaba kültür merkezi. Batı birer modern sanat müzesiyse, Anadolu bir sanat toprağı. Burada kültürün hapsedilmesine gerek yok. Burada kültür Anadolu'muzun topraklarına incir ağacı gibi kök salmıştır. Yandan bir koku geliyor, Evet! Demiştim, incir reçeli! Rengârenk ürünler yolun kenarındaki esnaf tarafından satılıyor. Kim bilir neler neler var. Antalya'dan portakal reçeli, İzmir'den zeytin bidonları, Adana'dan bembeyaz pamuk sepetleri... Yolculuğumuza daha içlere, emekçi halkın köylerine giderek devam ediyoruz. En azından gitmeye çalışıyoruz çünkü İç Anadolu'nun uzun sarı sakalları gitmemize izin vermiyor. Elbette ki biz bu sakalları aşacağız. Anadolu halkı zamanında bunları düşman doluyken aşmış. Arkalarında ülkenin geleceği varken aşmış. Hala da zorlukları aşmaya devam ediyor. Karasal iklimin şartları neler olursa olsun ilk ezanda kalkıp buğdaylarına fısıldayan köylü halkı olmazsa, bazılarının ismini bile duymadığı ebru sanatıyla konuşup çay içen olmazsa ülkenin devamı nasıl gelebilir? Çay dedim de aklıma geldi, haydi o sakalların üstündeki gözlere Karadeniz'e gidelim. Balıkçının dükkanında ağlayan hamsiler, kızgın muhlamanın sinirli bakışları ve ince belli kızıl fırtınam çayın güzel bakışları... Son olarak Anadolu'nun giriş kapısına gidelim. Burada değişik bir şey var, anlamadım. Toprağa bakıyorum Kazım Karabekir, topraktaki mermer parçalarına bakıyorum Sarıkamış şehitleri, kafamı kaldırıp ağacın yapraklarına bakıyorum Gümrü Antlaşması, insanların gözüne bakıyorum çocuğunu özleyen anneler, ufuğa bakıyorum karanlık sayfalar... Buranın havasından mıdır nedir bilmiyorum. Yolculuğumuz burada bitiyor. Küçük bir yolculuk dedim ama burada daha görülmeyen boyutları olan Anadolu'muza küçük demedim. O öyledir ki en küçük detayını yazmaya kalkışırsın, kağıt parası yetmediği için sokaklara düşersin. Biz de bunun yaşanmaması için yüzeysel bir yolculuk yaptık. İşte gerçek müze, kültür merkezi budur. Her yere baktığında kültürün ve tarihin izi vardır. Kültür illaki somut bir şey olacak değildir. İnsanın hayatını en çok etkileyen soyut kültürdür ve bir millet var oldukça, bu millet de kültür toprağını suladıkça o kültür kolay kolay kaybolmaz. Anadolu sadece bir bölge değil, hayat tarzıdır.
Yorumlar
Yorum Gönder